Hasem Ne Demek? Toplumsal Bir Kavramın Derinlemesine Eleştirisi
Bugün size toplumsal bir kavramdan, belki de hepimizin duyduğu ama gerçek anlamını ve etkilerini sorgulamadığı bir kelimeden bahsedeceğim: Hasem. Genelde kadınlar için kullanılan, “nazlı, güzel, ancak ulaşılmaz” bir anlam yüklenmiş bu kelime, bir nevi toplumsal cinsiyet normlarının ve ideallerinin yansıması gibi. Fakat sorulması gereken şu: Gerçekten de bu kelime, bize kadınlık hakkında doğru bir şeyler mi anlatıyor, yoksa sadece tarihsel bir kalıntı olarak mı karşımıza çıkıyor?
Bu yazıyı okuduktan sonra “Hasem” kelimesinin gerçekten ne anlama geldiğine dair düşünceleriniz değişebilir. Hadi gelin, kelimenin ardındaki anlamı daha geniş bir perspektiften ele alalım ve üzerindeki toplumsal yükleri sorgulayalım.
Hasem: Tıpkı Bir Elbise Gibi “Giyilen” Toplumsal Bir Kimlik
Hasem kelimesi, kadınları genellikle zarif, naif ve bazen de “gizli” bir şekilde tanımlar. Kadınlar, bu kelimeyle birlikte belirli bir düzene, belirli bir davranışa çekilir. Zayıf, duygusal, nazlı bir imaj yaratılır. Bu tasvirin çoğu zaman işlevsel bir tarafı da var: Kadınlar, toplumsal bağlamda “kabul edilebilir” olmak için bu tariflere uygun davranmak zorunda bırakılır.
Peki ya bu tarifin zayıf yönleri? Erkeklerin gözünden bakıldığında, hasem bir anlam taşır çünkü onlar bu kadınları ya da bu kimlikleri bir ödül, bir kazanım olarak görür. Onlar için bu özellikler, karşı cinse yönelik bir arzu unsuru haline gelir. Bu durum, kadını pasif bir objeye dönüştürür ve kadının aktif kimliğini, arzularını ve beklentilerini dışlar. Kadınları sadece güzel ve nazlı olmakla tanımlamak, onların bireysel kimliklerinin ve zeka kapasitelerinin tamamen göz ardı edilmesine neden olabilir.
Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: Problem Çözme Üzerine
Erkeklerin bakış açısını ele alacak olursak, genellikle kadınları daha çok fiziksel ya da stratejik açıdan değerlendirirler. Hasem kelimesinin kullanımı da erkeklerin zihninde bir tür strateji unsuru gibi düşünülebilir. Yani kadınlar, bu tanımlamalarla toplumsal cinsiyet rolüne uygun şekilde davranırlarsa, erkeklerin ilgisini çekebilirler. Bazen bu strateji, erkeklerin toplumsal normlara uygun şekilde hareket etmesinin bir yansımasıdır.
Ama burada tartışılması gereken kritik soru şu: Kadınların “hasem” rolüne bürünmesi, gerçekten bir seçim midir, yoksa toplumun dayattığı bir zorunluluk mu? Erkeklerin bu stratejik bakış açısı, bir noktada kadının kendi kimliğini bulması ve sesini duyurması önünde bir engel olabilir. Kadınlar, dışsal onaylar almak için bu toplum normlarına uygun davranmaya zorlanıyor, bu da onların içsel arzularını baskılar. Yani hasem olmak, bazen bir strateji değil, aslında bir zorunluluk halini alabilir.
Kadınların Empatik Bakışı: Toplumsal Etkiler ve İnsan Odaklı Yaklaşımlar
Kadınların hasem rolüne nasıl yaklaşacağını tartışırken, burada insan odaklı ve empatik bir bakış açısı devreye girer. Kadınlar, bu kavramı genellikle toplumsal etkiler doğrultusunda içselleştirir. Hasem olmak, onların toplumda kabul görme, sevilme ve onaylanma arzusuyla doğrudan ilişkilidir. Ancak bunun bedeli ne olacaktır? Kendini hep nazlı, kırılgan ve duygusal olarak tanımlamak, gerçekten özgürlük anlamına gelir mi?
Kadınlar, içsel benliklerini özgürce ifade etme hakkına sahip olmalıdır. Ancak, toplumsal olarak belirlenen bu nazlı kimlik, kadınları sınırlar. Bir kadının değeri, sadece güzelliğiyle mi ölçülmeli? Bu, aynı zamanda kadının duygusal potansiyelinin, zekasının ve güçlü yönlerinin dışlanmasına yol açar. Empatik bir açıdan bakıldığında, bu tür toplumsal baskılar, kadınların gerçek kimliklerini bulmalarını zorlaştırabilir.
Tartışmalı Noktalar: Kadınları İki Yöne Sürükleyen Bir Kavram
Hasem kelimesinin, özellikle de toplumdaki kadınların kimliklerini yansıtan güçlü bir etki yarattığı su götürmez bir gerçektir. Ancak bu kavram, hem kadınları hem de erkekleri belirli kalıplara sokar. Kadınlar, toplum tarafından belirlenen bu “ideal” rolü oynarken, içsel dünyalarını tam anlamıyla ifade edebilirler mi? Kadınların güzellik ve zarafet gibi toplumsal beklentilere göre şekillenen kimlikleri, çoğu zaman onların gerçek potansiyellerini dışlar.
Burada önemli bir soru daha ortaya çıkıyor: Erkeklerin bu kalıplara dayalı beklentileri, kadınları toplumsal bir ödül olarak mı görmelerine yol açıyor? Peki ya bu durum, kadınların kendilerini yalnızca estetik ve fiziksel olarak tanımlamalarına neden oluyorsa, toplumsal eşitsizliği ne kadar derinleştiriyor?
Sonuçta Hasem Gerçekten Ne Demek?
Hasem kelimesi, tıpkı pek çok toplumsal kavramda olduğu gibi, geçmişin yüklerini taşır. Ancak, bu yükler bazen toplumda kadınların kendilerini tanımlarken karşılaştıkları en büyük engel haline gelebilir. Kadınlar, güzellik ve zarafet gibi dışsal unsurların ötesine geçmeye çalışırken, bu tür kelimeler, onları daima “ideal” bir şekilde tanımlamaya çalışır. Kendisini özgürce ifade edemeyen bir kadının gerçekten özgür olduğunu söylemek mümkün mü?
Peki sizce hasem olmak, kadının kimliğini belirlemesi için gerçekten gerekli mi? Toplumda kadınlar için böyle bir kavramın varlığı, bireysel özgürlükleri engellemiyor mu? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?